Ödeme Emri

Ödeme Emri

İcra Ödeme Emri nedir? İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır. HMK tasarruf ilkesi icra takip işlemlerinde de geçerlidir. Takip talebi yoksa, icra dairesi kendiliğinden harekete geçip borçluya ödeme emri göndermez.

Ödeme emri borçluya borcunu ödemesi veya itirazı varsa bunu bildirmesi, bildirmediği takdirde mal beyanında bulunması gerektiğini ihtar eder. Ödeme emri olmadan borçlunun malları haczedilemez. Ödeme emri icra takibinin ilk aşamasıdır. Ödeme emri iki nüsha şeklinde düzenlenir. Bir nüshası borçluya gönderilir, diğer nüshası ise icra dosyasının içerisine konulur. Alacaklı, eğer isterse kendisine tasdikli bir nüsha daha verilir. Bu nüshalar arasında bir fark söz konusu olduğu takdirde borçludaki nüsha geçerli sayılır. Alacak için bir senet varsa, senedin bir örneği de borçluya gönderilecek ödeme emri nüshasına eklenir.

Ödeme Emrinin İçeriği

Ödeme emrinde şu kayıtlar bulunur ( İİK m. 60/2 ):

  • Alacaklı veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere İİK’nın 58.inci maddesine göre takip talebine yazılması gereken kayıtları ( m. 60/2, 1);
  • Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrine yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını (m. 60/2, 2);
  • Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine yedi gün içinde bu durumun ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi takdirde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa söz konusu itirazın geçici olarak (muvakkaten) kaldırılmasına karar verileceği ihtarını (m. 60/2, 3);
  • Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da yedi gün içinde beyan etmesi ihtarını (m. 60/2, 3)
  • Senet veya borca itirazını bildirmediği takdirde yedi günlük süre içinde 74. Maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik edileceği; mal beyanında bulunması ve bulunmaz veya gerçeğe aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarını (m. 60/2, 4);
  • Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği ihtarını (m. 60/2, 5) içerir.
  • İcra müdürünün mühür ve imzası da ödeme emrinde yer alır.

 

Ödeme Emrine İtiraz

Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, ödeme emri ve bu sebeple takip kesinleşmiş olur.

Takip kesinleştiği takdirde, borçlunun başvurabileceği yollar somut olaya göre değişiklik gösterebilir. Borçlunun başvurabileceği yollar; şikayet, icra takibinin iptali veya taliki, gecikmiş itiraz, menfi tespit davası, istirdat davası şeklinde sıralanabilir.

Yedi gün içinde borçlu takibe itiraz etmezse, aynı süre içerisinde ya borcunu ödemek ya da mal beyanında bulunması gereklidir. Bu süre içerisinde borcunu öderse artık kendisine karşı icra takibine devam edilmez.

Borçlu ödeme emrine nasıl itiraz edebilir ?

Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde kural olarak kendisine karşı takibin yapıldığı icra dairesine dilekçe ile veya sözlü olarak itiraz edebilir. İcra müdürü, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını kendiliğinden gözetmek zorundadır. Borçlunun borca ilişkin olarak, icra dairesi yerine icra mahkemesine itirazda bulunması geçersizdir. Borçlu ayrıca, takibin yapıldığı icra dairesinden farklı bir icra dairesine de itirazda bulunabilir. Borçlunun böyle bir itirazının bulunması halinde, başvurulan icra dairesi gereken giderleri itirazla birlikte borçludan alarak itiraz dilekçesi veya tutanağını takibin yapıldığı icra dairesine gönderir. Bu durumda itiraz, itirazın başvurulan icra dairesine bildirildiği tarihte yapılmış sayılır. Ödeme emrine itiraz halinde borçludan başvurma harcı alınmaz, itiraz herhangi bir harca tabi değildir. Borçluya itiraz ettiğine dair bir itiraz belgesi verilir.

Takibe itiraz edildiği, 59’uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir (m. 62/2). Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır (m. 62/3). Borçlu daha sonra adresini değiştirirse yine yurt içinde adres göstermekle yükümlüdür (m. 62/3, c. 2). Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır.

Süresinde ve usulüne uygun olarak yapılan geçerli bir itiraz, takibi kendiliğinden durdurur (m. 66/1). Ödeme emrine itiraz eden borçlu, mal beyanında bulunmak zorunda değildir (m. 60/2, c. 4)

Borçlunun itirazı halinde alacaklı, borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine duran icra takibine karşı, icra mahkemesinden itirazın kesin veya geçici kaldırılması ya da genel mahkemeden itirazın iptali hakkında bir karar aldıktan sonra devam edilmesini isteyebilir.

 

Ödeme Emrine İtiraz Sebepleri

Borçlu kendisine karşı yapılmış olan takibe karşı; alacağın hiç doğmadığını, borcunu ödediğini ve borcunun sona erdiğini, alacak tutarının takip talebinde gösterilen kadar olmadığını, alacaklının borca ilişkin takip yapma yetkisinin bulunmadığını, aynı alacağa ilişkin başkaca bir takip zaten yapıldığını, hakkına aciz belgesi verilmiş borçlunun yeni mal iktisap etmediği vs. gibi itirazlar edebilir.

Borca itirazın ilgili icra dairesine itiraz edilmesi ileriye sürülüş bakımından ikiye ayrılır.

İmzaya itiraz

Alacaklı eğer bir adi senede dayanarak icra takibi yapmış ise borçlu bu senedin altındaki imzanın ona ait olmadığı iddiası ile ödeme emrine itiraz edebilir. İcra takibi herhangi bir imzaya dayanmıyor ise borçlunun imzaya itiraz gibi bir gerekçe öne sürmesi de olamaz. Borçlunun itirazı yaparken imzaya itiraz halini açık bir şekilde belirtmesi gerekmektedir. Örneğin; ‘’imzaya itiraz ediyorum, adi senet altındaki imza bana ait değildir, senet altındaki imzayı kabul etmiyorum ben böyle bir imza atmadım, imza sahtedir’’ gibi. Borçlu eğer imzaya itiraz ettiğini açıkça belirtmezse senet altındaki imzayı kabul etmiş sayılır. Sadece; ‘’borcum yoktur’’ şeklinde yapılacak itiraz halinde imzayı zımnen kabul etmiş sayılır.

İmzaya itiraz olması halinde; alacaklı; itirazın kendisine tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesinden itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir ya da itirazın kendisine tebliğinden 1 yıl içinde itirazın iptali davası açabilir.

Borca İtiraz

Borçlunun imzaya itiraz dışındaki diğer bütün geçerli itirazlarına, borca itiraz denir. ‘’ borcum yoktur, ben borcumu ödedim, hiçbir borcum kalmadı, borç tarihi geçti zamanaşımına uğradı, borç şarta bağlı ve şart daha gerçekleşmedi, onun bana borcu var takasa gidilsin, bu şahıs borcun tarafı değil itiraz ediyorum.’’ gibi. Borçlunun normal bir beyan ile sadece itiraz ediyorum demesi dahi borca itiraz için yeterlidir. Ancak, İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez (m. 63). Borçlunun itiraz sebepleri, genel mahkemede açılacak itirazın iptali davasındaki yargılamada geçerli değildir.

Borçlu borcun tamamına değil de bir kısmına itiraz ederse, kısmi itiraz etmiş sayılır. Kısmi itiraz da bir borca itirazdır. Borçlunun, itirazında açık bir şekilde borca kısmi olarak itiraz ettiğini söylemesi gerekir. 150.000,00 TL borcu olan bir borçlunun ‘’bu borç 150.000,00 TL değil, borcum 100.000,00 TL itiraz ediyorum bu borcun 50.000,00 TL’sini ben ödedim’’ beyanı kısmi itiraz niteliği taşır.

Borçlunun kendisine gönderilmiş olan ödeme emrine karşı sadece ‘’benim borcum bu kadar değil’’ beyanı  halinde borçlu ödeme emrine hiç itiraz etmemiş sayılır.

Borçlu itirazda bulunduğu sebepler ile bağlıdır. Borçlu, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.

Borçlunun, ödeme emrine karşı sebep göstermesi zorunlu bir hal değildir. İtiraz ediyorum demesi dahi yeterlidir ve icra takibini durdurur. Fakat borçlunun sadece itiraz ediyorum demesi ile itirazın kesin kaldırılması davasında borcu ödediğini ileri süremez. Borca itiraz ile borcun ödendiği iddiası aynı şeyler değildir. Borçlu itirazın kaldırılmasında icra mahkemesinde sadece senet metninden anlaşılan itiraz sebeplerini öne sürebilir. Borçlunun itiraz sebepleri ile bağlı kalması kuralı sadece alacaklının itirazı kaldırılması davası haline icra mahkemesinde uygulanır. Alacaklı mahkemede itirazın iptali davası açarsa borçlu, bu davada itirazında bildirmiş olduğu sebeplerle bağlı değildir. İtirazın iptali davasında bütün savunma sebeplerini ileri sürebilir.

Gecikmiş İtiraz

Borçlu; ağır hastalık, seyahatte bulunması ya da doğal afet gibi engel sebebiyle kendi kusuru olmaksızın yedi günlük itiraz süresi içinde ödeme emrine itiraz edememişse, borçlunun haczedilen malları paraya çevrilinceye kadar, engelin kalktığı tarihten itibaren üç gün içerisinde icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesine gecikmiş itirazda bulunabilir. İcra mahkemesine yapılan gecikmiş itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz, icra mahkemesi eğer mazereti yerinde görür ve kabul ederse normal bir itiraz edilmiş gibi aynı sonuçları doğuracak şekilde icra takibi durur.

Borçlunun taraf ehliyeti yoksa ya da vekili varsa, bunların da elinde olmayan sebeplerle yedi günlük itiraz süresini kaçırması halinde yine aynı şekilde icra mahkemesine gecikmiş itiraz yoluna başvurma hakkı vardır.

Borçlunun malları eğer haczedilmişse, haczin kalkmaması için, mazeretin kabulü kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir ya da genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Alacaklının bu yollara başvurmaması halinde takibe devam edilse dahi malların üzerine konulan haciz kalkar. Burada itirazın kaldırılması yoluna başvurmak ve itirazın iptali davası açmak için öngörülen altı aylık ve bir yılık süreler değil; yedi günlük bir süre söz konusudur. Bu yedi günlük süre haczin devamı için önemli olup, alacaklının her halükarda itirazın kaldırılması yoluna başvurması için altı aylık, itirazın iptali davası açma hakkı için bir yıllık süresi bulunmaktadır.

Borçlu, gecikmiş itiraz için bir dilekçe ile veya sözlü olarak icra mahkemesine yapacağı başvuru ile  itiraz beyanında; süresi içerisinde itiraz etmesine engel durumları ve bunları göstermesine yarayan ispat araçlarını ve itiraz sebeplerini göstermek zorundadır. Borçlunun, bu iki unsuru dilekçesinde belirtmemesi halinde gecikmiş ifa itirazı geçerli olmaz. Gecikmiş ifa itirazı takibi kendiliğinden durdurmaz, icra mahkemesi borçlunun mazeretini kabul etmezse talebi reddeder ve takibe devam edilir. İcra mahkemesi mazereti kabul ederse daha önce durmasına karar verilmemiş olsa dahi icra takibi durur.

Bu yazıyı değerlendir!
[Toplam: 5 Ortalama: 5]

Avukat Yusuf SİYAH, lisans eğitimine devam ederken bir yandan da öğrenci stajyer olarak farklı hukuk ofislerinde çalışmalarını yürüttü. Yasal staj dönemi içerisinde de, hukuk alanındaki güçlü teorik bilgi birikimini ve avukatlık pratiğini; Ticaret ve Şirketler Hukuku, Birleşme & Devralmalar, Yatırım Süreçleri, Gayrimenkul, İnşaat ve İmar Hukuku, Gayrimenkul Değerlendirme Esasları, İş Hukuku ve Sözleşmeler Hukuku alanlarında daha da pekiştirdi. Av.Yusuf SİYAH halen 1992’den beri hizmet veren Bahadır Hukuk Bürosu bünyesinde; Ticaret ve Şirketler Hukuku, Birleşme & Devralmalar, Yatırım Süreçleri, Gayrimenkul, İnşaat ve İmar Hukuku, Gayrimenkul Değerlendirme Esasları, İş Hukuku ve Sözleşmeler Hukuku alanlarında çalışmalar yapmaktadır. Şirketlere, birleşme ve devralmalar, ticari uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve destek; müvekkillere, hukuki danışmanlık sunarak, dava süreçlerinin takibini üstlenmektedir.